Yazara Mektup ...

Cümlelerinizi ilk ''Şizofren Aşka Mektup'' kitabınızla tanıdım,bundan dört beş yıl önce .. O zamanlar 18'li yaşlarımdaydım .. Ve kitabınızı sevgilim önermişti ,arkadaşlarımdan birinden de bulmuştum... Bu isim ,kitap kapağınızın resmi o en saf hallerimi,özlediğim sevgiliyi hatta özlediğim sevgimi hatılattığı için hep ben de olsun isterdim .. Sevdiğim adam -kitabınızı öneren sevgilim- Ayvalık'lı idi. Her aşk gibi bizde ayrılığı yaşadık.Üniversite dönemlerimde Edirne'den İzmir'e gitmem gerekiyordu.Ayvalıkta durakladık .. Sigaramı yakıp lokanta köşesine içmeye gittiğimde,tezgahtaki kitapları farkettim.. Ordaydı, hem de aşık olduğum adamın memleketinde buluvermiştim.. Sevdiğim adamın yakınlarda bir yerlerde olma hissi ve bu kitabı bulmam .. Çok hoşuma gitmişti, acıtmıştı da .. Tezgahtan alıverdim kitabı ;

-''Abi bu ne kadar ''dedim
-''Bilmiyorum kızım ,sahibi ben değilim . Arkasında fiyatı yok mu ?''
-''Yok abi . En fazla yirmi milyondur ama.'' 
-''Yok kızım ben hak yiyemem.Sahibi yok''
-''Abi bak otobüsüm kalkıcak.Valla o kadardan fazla değildir .Ben sana otuz milyon veriyorum.Helal olsun bak.''
-''Olmaz abicim.. Hadi git''
 
Otobüse bindim ve sinirden ağlamaya başladım. Ne biçim bir sevgiydi ki bu ?. Bela okudum satıcıya.Eminim övünüyordur hak yemediği için.Ne küfür varsa bildiğim saydım..
 
Üniversiteye geri döndüğümde kitabınızdan da sevgimden de vazgeçmiştim.Başkası vardı yanımda . Elini tutup sevgilimmiş gibi davranıyordum...Yatağımı paylaşıyordum. Bana sarıldığında üzülmesin diye bir süre öyle kalıp,uykuya dalmış gibi yapıp,sanki irade dışı bir olaymış gibi uzaklaşıverirdim . Kokusundan tiksindiğim birini koynuma alıp,üzülmesin diye numara yapıyordum.. Üzülmesini istememem onu sevdiğimden değildi tabii ki, vicdanımdı sadece ,biliyorum.
 
Bir sene bu şekilde yaşamaya her ayın 14'ünde ona mesaj atmaya , ve kendimi onsuzluğa alıştırmaya- bunu yapabildiğimi farkettiğimde de kendimi tekrar onsuzlukla acıtmaya devam ettim.Çok saçma ve garip bir his.Kendi kendimi bilerek acı çekmeye zorluyordum.Başkasını yanımda istemiyor ama istemediğim birilerini yanımda olmasını sağlayarak kendimi cezalandırıyordum.
 
Sonra bir gün internette denk geldik.İlk önce onu özlediğimi söyledim defalarca..
Onun gibi kimseyle konuşamadığımı,beni anlayamadıklarını da .. Ona olan yazılarımı getirmişti yanında,kameradan gösterdi.. O yazılanların yalan olduğunu ona aşık bir kadın gibi davranmadığımı , ilk fırsatta başkalarının koynuna girdiğimi , aşkın ne demek olduğunu bilmediğimi söyledi.Üzüldüm.. Çok kırılmıştım da .. Yazılarımı ,aşkımı yalanlamıştı.. Aşk bu yazılanlar gibi değil demişti.. '' Ama sevgilim , o yazdıklarım benim aşkımdı ki,sendin ki ..'' diyemedim. Sinirliydim,ağzıma geleni söyledim. 
 
Tükenmişti artık herşey.Üstelik sigaram ve param da bitmişti .. Sigara isteyebileceğim birini bulmak için etrafa bakınırken,bir yandan da ''Ona aşık bir kadın nasıl davranmalıydı ki ?'' diye mırıldanıyordum.. Aynı sınıfta olduğum birini farkettim,uzakta yurdun lambasının altında tek başına oturup sigara içiyordu.. Yanına gittim.. 1 senedir aynı sınıfta olduğum bu çocuğa ilk defa selam vermiştim. Şaşırdı. ''Meraklanma sigara için geldim '' dedim.. ''Meraklanmadım,buyur '' dedi gülerek. Oturdum ,sigaramı yaktı. Biraz konustuk.. 

-''Az önce nette otururken ağladığını farkettim, sevgilin miydi?'' dedi
-''Evet eski sevgilimdi.Hem sen beni mi izliyorsun ?''
-''Ne alaka farkettim sadece,suratın kıpkırmızıydı.Herkes farketti o halini''
-''Hadi bakalım öyle olsun. Ben gidiyorum,görüşürüz'' dedim ve gittim..
 
Bir kaç gün sonra bu çocuğun beni öpmesine izin vermiştim. Bu öpüşmeden bir kaç gün sonra da eski sevgili ile ilk günümüzün ikinci yıldönümü olacaktı. Ne çok ağlamıştım,çocuk gibi.. Sonra kızdım kendime.. Giyinip,makyajımı yapıp üniversitenin yakınlarındaki kahveden bozma bara gidip, benimle ilgilenen bir kaç kişiyle konusup,dans edip kendimi iyi hissetmeye çalıştım..
 
O aralar en merak ettiğimde doğum günümü hatırlayıp hatırlamayacağıydı? 2 ay kalmıştı. Geçen sene de unutmamıştı. Ne kadar beni incitse de beni sevdiğinden öyle emindim ki.. Mutlaka hatırlardı,unutmazdı.. Doğum günüme bir kaç gün kala nette yine denk geldik.. Sevgilisi vardı artık gecenin bir yarısı onu aramamamı istedi.Saçma sapan süslü sözlerle dolu mesajlarıma da hiç gerek yoktu. Ona aşık değildim çünkü,olayı trajik bir hale çevirmenin anlamı yoktu. Onu bir daha rahatsız etmeyeceğim konusunda meraklanmamasını söyleyebildim.. Bir de onu hala çok sevdiğimi.. Hiçbirşey demeden oturumunu kapattı..
 
İki gün aramadım, iki gün nefessizlikten ölüyorum sandım,iki gün zehrimi çıkartmak
için yaramı emip durdum.. Daha beter zehirlendim..2 gün sonrası ise 3 sene evvelki doğum günümdü.Bana sigara veren çocuk sürpriz hazırlamıştı.. Şarap,iki kadeh,mumlar ..

O anda ben de kendime bir sürpriz hazırlayıverdim. Doğum günümde o içimdeki saf kıza,o içimdeki sadece onu,sevdiği adamı arzulayan, ilklerini hep o adamla yaşamak isteyen aptal kıza ...
 
Elimde kırmızı şarap dolu kadeh,karşımda ne olduğunu anlamayan şaşkın ve cevap bekleyen gözlerle bakan bir adam ve içimde hayallerini,ilklerini tek bir hamle ile söküp aldığım,kanlı bir çarşaf üzerinde yatan kız.. 
 
Elim telefona gitti , sadece sesini dinledim.. Ne hissettiğimi, ne hissetmem gerektiğini bilmiyordum. Odadaki diğer adama bakıp gitmesini istediğimde, zavallı sadece bekaretimi yitirmem ile ilgili sucluluk duygumu anladığını,diğerlerine benzemediğini ve korkmamam gerektiğini söyledi.Bakıp ve gülümsedim ona.. ''Peki teşekkürler , gider misin şimdi?'' dedim. Anlayamamıştı beni bir daha bırakmayacaksın değil mi demeyişimi.
 
O kanlı çarşafı 6 ay boyunca hiç yıkamadım.İçimdeki kız benimle 6 ay boyunca hiç konuşmadı.Ben normalmiş gibi,yanımdaki sevgilimmiş gibi davranmaya devam ettim.Taa ki gece eski sevgilinin sesini duyana kadar. Benden vazgecemediğini,yanında kim olursa olsun,içinden beni,kelimelerimi,aşkımı çıkaramadığını söyledi bu sefer.Yanımdaki konuştu ''Kim o bu saatte?'' .. Telefondaki konuştu ''Sakın anladığım şey olmasın'' Ben sustum.. Telefon kesildi.. Yanımdaki kalktı gitti.. Geri aramak istedim,vazgeçtim.Ne diyeceğimi bilmiyordum.Hem söyledikleri de doğruydu.Ona aşık bir kadın gibi davranmamıştım.Kalktım, her zaman yatağımın sağ baş köşesine koyduğum sigara paketimi aradım.Sigaramla beraber evdeki tüm ışıkları yaktım.Yalnızlığa nazaran karanlıktan daha çok korkuyorum.Sigaram bitene kadar düşündüm.Belki de 50 kere telefonu elime aldım.Arayamadım.Kendimi iyileştirmeliydim önce . Kendime inanmalıydım.Kalktım,çarşafı alıp banyoya ilerledim..
 
Birkaç gün sonra okulda kitap tanıtımı vardı. Tabii ki sizin serinizi de satıyorlardı. Bu sefer benim olacak dedim.. Bu sefer sadece biri değil hepsi benim olacak.. Gereken işlemler neyse yapıldı. Kitaplarınız bana kargo ile gelecekti.Bir hafta sonra geldi.Heyecanla tek tek kitaplarınızı çıkarttım..İnanamadım. Tekrar okudum teker teker isimlerini.. Güldüm sinirimden.. Sonra ağlamaya başladım. ''Hayallerini Yak Evini Isıt'' adlı kitabınızdan iki tane vardı. Yine benim olamamıştı.. Bir daha da satın almayı düşünmedim zaten.Kitapçıların önünden geçerken ismini defalarca okudum,elime alıp içinden bir kaç satırını da .. Ama almadım,alamadım.Ondan sonraki iki sene de kendimle konusmaktan vazgectim.Dönüp kendime ne zaman baksam hep aynı his,hep aynı acı tadı aldım.
 
-mış gibi davranmaya devam ettim.Sanki sevgilimmiş gibi sarıldım,sanki gerçekmiş gibi sevdim,gerçekten kıskanıyormuş gibi kavga ettim.Her gece uyurmuş gibi davranarak uzaklaştım kollardan.Hiç vazgeçmeyeceğime dair sözler verdim.Ne kadar bayağı aşk sözü varsa gözlerimi kapatarak fısıldadım kulaklarına..
 

Tam da ben yalnız değilmişim gibi davranırken çıktı karşıma o adam.-mış gibi
davranamadım. Farkediverdi beni,yalnızlığımı,sevgiye açlığımı,sadece konuşmama izin verilmesine ihtiyacım olduğunu .. Acıklı hikayemi dinledikten sonra usulca kalkıp elinde bir kitapla geri döndü. ''Şizofren Aşka Mektup '' Ürkmüştüm.. Sonra farkediverdim , kendimi ,o kızı, aşkın velvelesine,bulutuna,suyuna ,ekmeğine herşeyine ihtiyacım olduğunu.. Ve farkediverdim çırılçıplak kaldığımı,elimde olmadan değil , -mış gibi davranmaktan yorulduğum için, tekrar yaşadığımı hissetmek için,kendim için isteyerek bunu yaptığımı..



İçimdeki o küçük kız ne isterse onu yapıcaktım artık.. Ona kulaklarımı tıkayarak yaşamaya artık katlanamıyordum. Özlemle kabul ettim adamın davetini,özlemle sarıldım,öptüm.Ağzıma çok eski,tanıdık,başımı döndüren bir tat gelmişti.Elimde yeni kuruyan tertemiz çarşafım,-mış gibi yapmadan,hırs olmadan sadece aşkla karşısındaydım onun.Şimdi kızıyorum kendime. O kadar çok dönmüştü ki başım o eski tanıdık tattan,anlayamamıştım karşımdakinin şehvetini.O ne yaparsa yapsın aşk işte o diye gözlerimi kapatıvermiştim.
 
Bu sefer bana -mış gibi yapılmıştı.Uyumuş gibi yapardı gece sarılmalarımdan kaçmak için.Her sorduğumda sevdiğini ama bana yetmediğini,küçük bir kız gibi mızmızlandığımı söyledi.Ondan vazgecemiyordum.Kendimi sorguladım.Neydi içimdeki? Neyin acısıydı bu? Geceleri hep beni çok sevmesini dileyerek uyumaya , beni önemsemesi için ,yanımdan gitmemesi için artık vermediklerine ve başka kadınlara razı olmaya zorunlu kılan şey ''Aşk'' mıydı ki?
 
O sevişmemizden sonra bir kolu başının altında,diğer elinde sigarası gözlerime bakarak ''Ben başkasından hoşlanıyorum'' dediğinde içimi birşeyler ısırıp koparırken,o çırılçıplak halimden utanıp , gözlerimdekileri tutmaya çalışıp,giyinmeye kalkarken ona bakışımdan rahatsız olduğundan ''NE?'' sorusuna sadece ''Hiç kolay değil bunlar'' dedirten .. Aramızda geçen bir sürü cümlenin sonunda yine ona olan sevgimi söyleten.. Daha sonra beni arayıp özlediğini söyleyince tekrar koşa koşa gidip,adamın gözlerinde sadece şehveti görüp,bu sefer içimdeki kızın dayanamadığı için geri dönerken bile , adamın beni sevmeseydi özlemeyeceğini kendime inandırmaya çalıştıran... Ve en sonunda daha fazla dayanamayıp koşa koşa ona geri döndüren,her sözüne,aslında beni denemek için başkasından hoşlandığını söylediğine inandıran şey de mi ''Aşk''tı ?
 
Yaşadıklarım neydi, ne değildi bilmiyorum.Sığınabileceğim adı ''Aşk'' olan birşeyim de kalmadı elimde.Benimle beraber yalnızlığımda büyüdü.Özlemlerim 18 yaşımdakiler gibi sadece iç çektirtmekle kalmıyor.Konuşabildiğim şeyler kısıtlı,anlayabildiğim insanlar yok denecek kadar az. Bir omuzda ağlamaya,konuşmaya ihtiyacım var .. Susmam zorunluluğumdan değil, tercihimdir.. Hayal kurmayı yasakladım kendime . Çünkü kendi hayallerimi kendi ellerimle yırtıp atmışlığım var.İçimdekilere yüz çevirmekten vazgeçtim, kabullendim boşluğumu.. Kabullendim yenilgimi... 






ZeZe
27.07.2008
 

Yorum Yaz